Kimin morali bozuk?

Haziran 12, 2008

Sanıyorum içimizde ve çevremizde en çok yokladığımız bir husustur ‘moral’. Çünkü moralimiz sık sık değişir. Onu uzunca bir zaman belli bir düzeyde iyi tutumak oldukça zordur.

İçinde yaşadığımız hayatın inişli çıkışlı olması doğrudan moralimize yansımaktadır. Her kaybediş bir moralsizlik ve çöküntü hali olarak yankılanır insanın iç dünyasında. Öte yandan kaznanımlar birer mutluluk vesilesidir; insanın moralini yükseltir.

Yaratan, insanın bu durumunu Kur’an’da şöyle tarif etmektedir:

إن الإنسان خلق هلوعا      Meâric/19

Gerçetken insan Helû yaratılmıştır.

Helû kelimesi Kur’an’da başka bir yerde geçmemektedir. Arap dilinde, kullanımı yaygın olan bir kelime de değildir. Hızlı, atak, hırslı, ivedi, sabırsız, haris, düşkün gibi anlamlara geldiği söylenmiştir. Mütakip ayetler bu kelimenin bir bakıma tefsiri gibidir:

إذا مسه الشر جزوعا   وإذا مسه الخير منوعا        Meâric/20,21

Ona şer dokunduğunda çığırtkan olur.   Hayır dokunduğunda ise pinti kesilir.

Yaratıcı bu ayette, yarattığı beşerin genel tabiatını belirtmektedir. Normal haliyle insan böyledir; böyle bir yatkınlığa sahiptir. Yeme ve içmede olduğu gibi moral dünyası bakımından da dışa bağımlıdır. Kendisine kötülük dokundğunda morali bozulur, keyfi kaçar, hatta yıkılır ve bu durumdan ötürü sızlanır. İyi günlere kavuştuğunda ise keyiflenir, mutlu olur. Ancak ayette Allah’ın dikkat çektiğine göre insan kötü günlerinde sızlanırken buna mukabil iyi günlerinde dilini hamd etmekten esirgemektedir. Halbuki kötü gününde sızlanan kimsenin iyi gününde de şükretmesi icab eder.

İnişili çıkışlı bir hayata böylesine senkronize olmak demek o hayatla birlikte inişler ve çıkışlar yaşamaya mahkum olmak demektir. Bu hayatın içindeyiz dolayısıyla buna mecburuz şeklinde bir itiraz düşünülebilir. Ancak unutulmamalı ki deniz üzerinde yüzün irili ufaklı pek çok vasıta vardır. Bunlardan küçük olanlar dalgalardan doğrudan etkilenirken büyük olanlar dalgalara karşı oldukça dirençlidir. Hatta büyük filoların zeminleri neredeyse sarsıntısızdır.

Bazıları hayata öylesine bağlanır ki, onların nazarında bugünler de yarınlar da ancak bu hayattan elde edilebilir. Sonsuzluğa açılmayan böylesi ufuk sahipleri için ‘hayat’ dardır. Hayattaki en küçük değişikliğe karşı olabildiğince hassastırlar. Kontrol edebildikleri kadar maliktirler.

Onlara göre bu hayat güçlünün zayıfı ezdiği ve kuvvetin egemen olduğu amansız bir yarıştır. Dolayısıyla bu yarışta tek etmen bireylerin kontrol yetenekleridir. Hayatı bu denli kontrol etmeye odaklanan kimseler farkında olmadan doğrudan hayatın kontrolune girerler. Küçük bir sandalın dalgalarla birlikte eşzamanlı sarsılması gibi bunlar da hayatın her esintisinden büyük bir sarsıntı geçirirler.

Halbuki hayatın tamamen bizlerin kontrolünde gelişen bir süreç olduğu yargısı tutarlı değildir; asimetriktir. Dolayısıyla pek çok yanılgıyı doğurmaktadır. Bunlardan en önemlisi de insanın hedefini şaşırmasıdır. Geleceğini Yer’de arayan kimse buna bir örnektir:

ولكنه أخلد إلى الأرض       Araf/176

Ancak o Yer’e doğru sonsuzladı (Yer’e yöneldi sonsuzluğunu Yer’de aradı) .

Böylesine yere kilitlenmek yerden gelecek her sarsıntıya mahkum olmak demektir. Morali en çok değişkenlik arzeden kimseler böyle tiplerdir. Hedeflerinde Arz vardır. Arz ise sağlam olmayan bir zemine ve pek çok med-cezirlere sahiptir.

Bir aşığın sevgilisi ne kadar gel-gitliyse aşık da o kadar dengesiz bir haleti ruhiyeye sahip demektir.

Şu halde moralleri bozmamanın bir yolu olmalıdır. Bu yol inişli çıkışlı olan bu hayat ile aramızda oluşturacağımız geçişken ama kontrollü bir perde ile ancak mümkündür.

Bu perdenin en güzel örneği hücre zarıdır. İhtiyaçları kadarını alır fazlasını engeller. Hücre içini ortam dengesi tamamen bu zarın kontrollü oluşuna bağlıdır. Aksi takdirde dışarıdaki her değişiklik hücre içine de yansıyacak ve denge kaybolacaktır.

Bizi hayatın menfi tesirlerinden koruyacak, moralimizi dengede tutacak bu denli itinalı bir zara ihtiyacımız vardır. Allâh yaratılışımızı haber verdiği gibi bu yaratılışımızın zaaflarını nasıl denetleyebileceğimizi de bildirmekte ve bize hücre zarına benzer görünmez bir hicap (perde) sunmaktadır:

وإذا قرأت القرآن جعلنا بينك وبين اللذين لا يؤمنون بالآخرة حجابا مستورا       İsrâ/45

Sen Kur’an’ı okuduğunda biz seninle ahirete inanmayanlar arasına görünmeyen bir perde koyarız.

Devam edecek..

Yorum Yapın